Arşive girmekten korkan itfaiyeciler!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Arşive girmekten korkan itfaiyeciler!

Mesaj  dogan aksut Bir Perş. Kas. 29, 2007 1:31 pm

Başkent itfaiyecilerinin en büyük korkusu, Sayıştay benzeri arşiv yangınları. Sinirlerini en çok bozan şey ise yangın merdivenlerinin depo olarak kullanılması.


Başkent Ankara’nın gördüğü en tehlikeli yangınlardan biri, Sayıştay arşivlerinin yanmasıydı. Ağustos 2000’deki yangın Ankara İtfaiye Teşkilatı’nın 11 Eylül’lerinden biriydi âdeta. Zemin ve birinci katlarda tonlarca kâğıt arşiv, sinsi ama durmak bilmeden yandı. Yangını söndürmek itfaiye teşkilatının tam bir buçuk gününü aldı. 25 söndürme aracı, 100 personel dur-durak bilmeden geceli gündüzlü çalıştı. İtfaiye erleri zehirlendi. Dahası devletin 10 yıl saklamak zorunda olduğu evraklar Sayıştay binasının otomatik yangın söndürme sisteminin çalışmaması sebebiyle yok oldu.

O gün Sayıştay yangınına müdahale edenlerin başında olan Ankara İtfaiye Teşkilatı Başkanı Faruk Kurutuz, “Bütün yangınlar bizim için önemlidir. Ancak arşiv yangınlarının kendine özgü zorluğu vardır. Her yer kâğıt doludur yangın mahallinde. Siz söndürdüm zannedersiniz, ancak o için için yanmaya devam eder. Ve beklenmedik anda parlar, tekrar büyür.” diyor. Kurutuz, arşiv sisteminin düzensizliği ve zemin katlarda arşiv yapılmasının Sayıştay yangınındaki en büyük ‘ihmal’ olduğunu belirtiyor. Arşiv yangınlarının başkentte hatırı sayılır yer tuttuğunu anlatan Kurutuz, Sayıştay yangınındaki arşivlerde hiçbir söndürme tedbiri alınmaması sebebiyle ‘ecel terleri döktüklerini’ söylüyor. Arşivlerin yangından korunması için öncelikle birden fazla giriş-çıkışı bulunması, duman tahliye imkânlarının yeterli olması, yangın algılama ve otomatik söndürme müdahale sistemlerinin kurulması gerekiyor. Tüm resmî kurum ve kuruluşlarda artan memur istihdamına yer açmak için arşivlerimiz eski binaların bodrum veya zemin katlarına ‘sürülüyor’ âdeta. Bu anlamda bütün arşivlerin tehlikede olduğunun altını çizen Faruk Kurutuz’a göre arşiv yangınlarına müdahale şekli çok. Bu yüzden gerekli tedbirler zaman kaybetmeden alınmalı.

Cumhuriyetle yaşıt Ankara İtfaiye Teşkilatı bu sene 84. yaşına girdi. Teşkilatın tek korkusu arşivler değil kuşkusuz. Hem kamu binalarında hem sivil binalarda yangın merdiveni eksikliği de en büyük problemlerden biri. Yangın merdivenlerinin yokluğundan öte, mevcut merdivenlerin depo olarak kullanılması, asma kilitlerle ‘korumaya’ alınması, itfaiyecilere yangın anında kan kusturuyor. Yangın merdivenleri işlemeyince ise yetersiz de olsa itfaiye merdivenleri devreye giriyor. Teknolojinin tüm imkânlarından faydalanmasına rağmen Avrupa’daki itfaiyecilerde 54 metrelik merdivenler yok. Çünkü Avrupalılar 30 metreden yüksek her binada çıkacak yangından bina müteahhidini sorumlu tutuyor. Binayı yapan, yangın güvenliğini de sağlıyor; bu konuda sıkı takip uygulanıyor.

TÜRK ÇOCUKLARI İTFAİYECİ OLMAK İSTEMİYOR

Bizde sistem tam tersi işliyor. Faruk Kurutuz, en çok da asma kilitlerle yangın merdivenlerinin sözde korunmasına içerlediğini söylüyor: “Bina sahiplerine diyorum ki, hırsız girerse beğendiği birkaç eşyayı alır. Eğer yangın çıkarsa her şeyini alır.” Çarpık kentleşme, düzensiz park ve dar sokaklar İstanbul için olduğu kadar başkent itfaiyecilerinin de korkulu rüyası. İtfaiye aracının yangın yerinin 500 metre uzağında kalması, hortum uzatma ile 20-30 dakika kaybetmek anlamına geliyor.

İtfaiyecilerin bir başka sorunu, meslekî olarak gereken ilgiyi görmemeleri. Dünyada en seçkin meslekler sınıfına giren itfaiyeciliğin nüfus içindeki oranının ‘binde bir’ olması gerekiyor. Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerin nüfusuna bakıldığında bu rakam, olması gerekenin dörtte biri kadar. İstanbul’da 2 bin, başkentte ise 600’e yakın itfaiyeci var. Olması gereken ise bu rakamların birkaç katı. Çocuklara yapılan meslek anketleri de bu mesleğin itibarının azaldığının göstergesi niteliğinde.

Faruk Kurutuz, Batı’da itfaiyeciliğin müstesna bir yeri olduğunu işaret ederken, Türkiye’de bir ‘çıkmaz’ yaşandığı görüşünde: “Dünya standartlarında bin kişiye bir itfaiyeci düşer; ama ülkemizde bu rakam hayal gibi. Türkiye’de 10 çocuktan 8-9 tanesi, ‘Büyüyünce doktor olacağım, öğretmen olacağım’ vb. der. Aralarından itfaiyeci çıkmaz. Gelişmiş ülkelerde ise her 8 çocuktan birinden ‘ben itfaiyeci olacağım’ cevabını alırsınız. Bu fark itfaiye teşkilatının temel çıkmazı.”

Disiplinli çalışma sistemini, Kurtuluş Mücadelesi sırasında askerden alan Ankara İtfaiye Teşkilatı, günümüzde personel ihtiyacını Antalya, Kocaeli ve İstanbul’dan karşılıyor. İtfaiye Meslek Yüksek Okulları’nda 2 yıl eğitim alan itfaiye erlerine 2 ile 6 aylık sıkı bir staj eğitimi veriliyor. Bu sıkı eğitimleri tamamlayanlar itfaiyeci olabiliyor. Çok az sayıda elemanla yangına koşan itfaiye teşkilatı, branş okulları kurulduğu yıldan beri istediği sayı ve nitelikte personel alamamış. Kısacası, başkent Ankara alaylı itfaiye erleriyle yangınla mücadelesine devam ediyor.

Türkiye’deki itfaiye teşkilatının başkentten köyüne kadar yeniden ele alınması ve yaygınlaştırılması gerektiğine işaret eden Başkan Kurutuz, “Başbakanlık Acil Yönetim Genel Müdürlüğü bünyesinde en az bir daire başkanlığı kurulmalı. Sivil savunma teşkilatı gibi, itfaiye teşkilatı da ülke genelinde yeniden yapılanmaya gitmeli.” diyor. 84 YILLIK TARİH

Ankara’da ilk itfaiye teşkilatı, 1922 yılında Kurtuluş Savaşı devam ederken ‘Müstakil İtfaiye Bölüğü’ adıyla askerî bir örgütlenme olarak Ulus’taki İtfaiye Meydanı’nda kuruldu. Teşkilat, savaştan hemen sonra 1924’te araç, gereç ve personeliyle birlikte Ankara belediyesine devredildi. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmetini sürdüren Ankara İtfaiye Teşkilatı’nın Altındağ, Çankaya, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Etimesgut, Yenimahalle ve Sincan ilçelerindekilerle birlikte 11 birimi var. Her birimde 12 grup, 2 müfreze halinde başkentin 14 ayrı yerinde konuşlanan teşkilatın 600’e yakın personeli var. Her vardiyada günlük 197 personel yangın nöbeti tutuyor. Ankara İtfaiye Teşkilatı dışında Türk Silahlı Kuvvetleri, TBMM, Orman Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın da kendi araç ve ekipleri bulunuyor. Kurum içi küçük yangınlara müdahale edebilen bu ekipler, nihai yardımı yine Ankara İtfaiye Teşkilatı’ndan alıyor.

Ankara’da yangınlar, yaz ve kış yangınları olarak ikiye ayrılıyor. Kış aylarına ait yangınlar daha çok kapalı alan yangınları ve bina yangınlarından oluşuyor. Günlük 10-15 yangın çıkıyor. Yaz yangınları ise daha ziyade piknik alanı, anız yangınları, orman yangınları, sanayi ve tarım yangınlarından oluşuyor. Yaz yangınlarının sayıları az olmakla birlikte daha büyük maddi hasar verebiliyor. Zaman zaman patlama, parlama, bina çökmesi, yangında oluşan karbonmonoksit zehirlenmesi veya yangınla temas sonrası can kayıpları da ortaya çıkıyor. Yaz aylarında günlük yangın sayısı 15-70 arasında değişiyor.
avatar
dogan aksut

Mesaj Sayısı : 68
Kayıt tarihi : 26/11/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz